Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm! [İşte haftanın filmleri]
Alex Proyas'ın yönettiği Mısır Tanrıları / Gods of Egypt, Yunan ve İskandinav mitolojisini antik Mısır'a uyarlıyor. Filmde, yönetmenden senaryoya, görsel efektlerden oyunculuklara kadar ‘âhenkli' bir olmamışlık hâkim.
Sessiz sinema dönemini hariç tutarsak, Hollywood'un antik Mısır merakını Cecil B. DeMille'e kadar götürebiliriz. Gerçi, epik sinemanın ‘babası'nın ilgisi daha çok Tevrat ve İncil'deki kıssalara dayanıyordu; salt Mısır tarihiyle alakalı değildi. 1930'ların ve 1940'ların seri üretime geçen antik Mısır zeminindeki macera filmleri piyasa ihtiyacını karşılasa da 1963 yapımı Kleopatra filmi, bu alanda önemli bir zirve. Mısır tarihinin unutulmaz karakterini perdeye taşıyan film, dönemin en gözde oyuncuları Elizabeth Taylor ve Richard Burton'ı buluşturdu. Ne var ki, bu filmde de Julius Sezar ve Roma tarihi çerçevesinde perdeye geliyordu Mısır'ın efsanevi kraliçesi.
80'lerde Indiana Jones serisindeki dolaylı ve otantik eski Mısır/Ortadoğu ilgisini bir kenara koyarsak, 40'ların macera filmlerini 90'larda yeni teknolojiyle birleştiren Hollywood'un antik Mısır'ı yeniden keşfi 2000'lere de taştı. Stargate (1994) ile açılan kapıdan Mısır Prensi, Mumya serisi ve ondan türetilen Akrep Kral serisi geçti. Bu filmler, 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başındaki maceraperest kâşiflik ruhundan besleniyordu. Ridley Scott'ın Exodus'u (2014) ise DeMille'in epik sinemasına yapılan başarısız bir öykünme çabası olarak kaldı.
MISIR DOĞUMLU PROYAS'IN ‘NASİBİ'
Antik Mısır'ın pelikülde ilk kez görünmesinden yaklaşık 100 yıl sonra, bu kadim medeniyetin mitolojik dünyasına dalmak Mısır doğumlu, Yunan asıllı Avustralyalı sinemacı Alex Proyas'a nasip oldu. Filmi izleyince nasipten ziyade bir uğursuzluk da diyebiliriz. Mısır Tanrıları / Gods of Egypt, antik Mısır mitolojisindeki tanrıların ülkeyi yönettiği, hayali bir dönemde geçiyor. Tahtı babasından devralmaya hazırlanan Horus'un (Nikolaj Coster-Waldau) taç giyme töreninde amcası Set (Gerard Butler) askeri bir darbe ile tahta oturur. Horus'un en büyük güç kaynağı gözlerini çıkaran Set, onu sürgüne gönderir. Gözlerinden yoksun, sürgün hayatı yaşayan Horus'u ümitlendirip Mısır halkı için Set'in karşısına çıkmaya ikna edecek kişi ise sevdiği kızı yeniden hayata döndürmeye çalışan Bek (Brenton Thwaites) adlı bir hırsızdan başkası değildir. Bek'i de yanına alan Horus, kaybettiği gücünü geri vermesi için güneş tanrısı Ra'dan (Geoffrey Rush) yardım ister.
Yönetmen Alex Proyas, Avustralyalı usta sinemacı Jane Campion'ın yetiştirdiği bir isim. Proyas, Brandon Lee'nin set kazasında hayatını kaybettiği Ölümsüz Aşk / The Crow (1994) filmindeki teknik ve görsel başarısı bir yana, Karanlık Şehir (1998) ile kariyerinin zirvesine ulaştı. Karanlık Şehir'deki performansına biraz olsun yaklaştığı film ise Will Smith'li Ben, Robot (2004) oldu. Nicolas Cage etkisiyle iyice vasatlaşan Kehanet filminden 7 yıl sonra kamera arkasına geçen Proyas, Mısır Tanrıları'nda ‘ortaya karışık' bir film koyuyor önümüze.
SUYUNDAN DA KOY
Mısır Tanrıları, her şeyden önce ciddi bir zemin ve konsept sorunuyla malul. Antik Mısır mitolojisini anlattığını iddia etse de beslendiği kaynaklar Yunan ve İskandinav mitolojisi. Bu iki medeniyetin mitolojik dünyasını Mısır tanrıları arasında yeniden inşa etmeye çalışıyor. Mitlerin birbirine benzerliğinden yola çıkılsa anlaşılabilir. Fakat film, aradaki kültür, toplum ve medeniyet farklarını ve onları şekillendiren nüansları yok sayarak hareket ediyor. Zeus'un yerine Ra'yı koyup mekan olarak ise onu Kuzey mitolojisindeki gibi uzayda konumlandıran senaristler, diğer karakterleri de buna göre şekillendiriyor. Haliyle, dikilen elbise rüküş olduğu gibi, bir türlü karakterlerin ve hikâyenin üzerine oturmuyor. Bu sakillik, görsel olarak da kısırlığa yol açıyor. Kimi yerde Thor'dan bölümler izliyoruz, kimi yerde Titanların Savaşı'ndan; arada Yıldız Savaşları, bir tutam Yüzüklerin Efendisi, hatta Yaratık serisinden tadımlık yaratık tasvirleri…
Bir kepçe de suyundan anlayışıyla meseleye yaklaşan tüccar mantığı filmin her karesine sızıyor. Bunu görünce, Gerard Butler'ın kadroya dâhil edilmesinin nedeni de anlaşılıyor. Yönetmenin öte dünya tasvirlerindeki çabasını ayrı tutarsak, Mısır Tanrıları, kötü bir tüccarlık çabası olarak kalmaya mahkûm.
OYUNCULAR ÖDÜLÜ HAK EDİYOR!
Konsept sorunu göz ardı edilecek gibi değil. Fakat yaklaşık 140 milyon dolar bütçeye sahip, yönetmen koltuğunda Proyas gibi yetenekli bir ismin oturduğu filmde CGI teknolojisinin beceriksizce kullanımı şaşırtıcı. Tamamına yakını yeşil perde önünde çekilen filmin birçok sahnesinde efektlerin ‘ben buradayım' diye bağırması, ‘Fetih 1453'e haksızlık mı ettik acaba?' diye düşündürüyor.
Yönetmen, senaryo ve görsel efektler açısından durum iç açıcı değilken, oyuncular da onlara ayak uydurmakta zorluk çekmemiş. Oscar'lı Geoffrey Rush'ı da hariç tutmadan, bütün oyuncuları önümüzdeki sene verilecek Altın Ahududu (Razzie) ödülüne şimdiden aday yazdırabiliriz.
Mısır Tanrıları, bütün bu zaaflarının üzerini, son ana kadar hiç ilgilenmediği, ‘fâni' antik Mısır halkına ‘tanrının eli'ni uzatarak her şeyin üzerine tüy dikiyor. Sinemanın yolunu tutacakların, beklentilerini düşük tutması kendi yararlarına…
