İSRAİL’İN SURİYE POLİTİKASI: DÜRZİ-BEDEVİ ÇATIŞMASI VE AZINLIK STRATEJİSİ
Özet: İsrail’in 2025 yılı itibarıyla Suriye’de yürüttüğü politikalar, bölgesel güvenlik stratejisinin ötesine geçerek, etnik ve mezhepsel yapıların araçsallaştırıldığı bir dış politika vizyonuna dönüşmüştür. Özellikle Suriye’nin güneyinde yaşayan Dürziler üzerinden geliştirilen istihbarat, askeri ve sosyokültürel müdahaleler; hem İran-Hizbullah etkisine karşı bir dengeleme girişimi, hem de İsrail’in sınır ötesi nüfuz arayışının bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. Bu süreçte, Dürziler ile Sünni Arap Bedevi toplulukları arasında giderek tırmanan çatışmalar, yalnızca yerel bir etnik gerilim değil, aynı zamanda bölgesel vekâlet savaşlarının yeni bir yüzüdür. Bu makale, söz konusu çatışmaların arka planını, İsrail’in müdahale biçimlerini ve bölgesel sonuçlarını tarihsel ve analitik bir çerçevede ele almaktadır.
Anahtar Kelimeler: İsrail, Suriye, Dürziler, Bedeviler, Azınlık politikası, Vekâlet savaşı, Kimlik siyaseti, Ortadoğu jeopolitiği.
**************************************
Giriş
Ortadoğu’daki siyasal çatışmaların yalnızca devletlerarası düzlemde değil, aynı zamanda mikro düzeyde etnik ve mezhepsel ayrışmalar üzerinden geliştiği artık aşikârdır. İsrail’in 2025 yılında Suriye’nin güneyinde uyguladığı stratejiler, bu yaklaşımın en somut örneklerinden birini sunmaktadır. Suriye’nin Dürzi nüfusa sahip bölgelerinde artan İsrail varlığı, sadece İran etkisine karşı bir güvenlik duvarı oluşturma çabası değil, aynı zamanda kimlik politikaları üzerinden yürütülen daha kapsamlı bir güç projeksiyonunun da göstergesidir.
Bu süreçte Dürziler ile Bedevi Araplar arasında yaşanan çatışmalar ise, İsrail’in söz konusu gruplarla ilişkilerini şekillendirme biçimini doğrudan etkilemiş ve dış müdahale için uygun bir zemin yaratmıştır. Bu makalede, İsrail’in Dürzilerle kurduğu tarihsel bağ, 2025’teki güvenlik ve nüfuz politikaları ve Dürzi-Bedevi çatışmasının bu bağlamdaki yeri, çok boyutlu olarak ele alınacaktır.
İsrail ve Dürziler Arasındaki Tarihsel İlişkiler
İsrail ile Dürziler arasındaki ilişkiler, İsrail’in kuruluş dönemine kadar uzanır. İsrail vatandaşı Dürziler, 1956’dan itibaren zorunlu askerlik sistemine dâhil edilmiş, devlete olan sadakatleri ve iç güvenlikteki rolleri dolayısıyla ayrıcalıklı bir azınlık statüsü kazanmışlardır. Bu örnek model, İsrail’in komşu ülkelerdeki Dürzilerle olan ilişkisini şekillendirmede önemli bir temel teşkil etmiştir.
Suriye’de yaşayan Dürziler ise, çoğunlukla Süveyda, Kuneytra ve Dera vilayetlerinde yoğunlaşmış ve hem Esad rejimiyle, hem de muhalefetle mesafeli, kendi iç dinamiklerine dayalı bir özerklik anlayışıyla hareket etmişlerdir. Bu tutum, özellikle 2011 sonrası iç savaş ortamında dikkat çekici bir şekilde devam etmiş ve Dürziler, hiçbir blokla tamamen özdeşleşmeden kendi savunma hatlarını inşa etmeye çalışmışlardır. İsrail ise, bu durumu, bölgesel çıkarları açısından stratejik bir fırsata dönüştürmüştür.
İsrail’in 2025 Yılı Suriye Stratejisi
1. Askeri ve İstihbarat Genişlemesi: 2025 yılı itibarıyla, İsrail, güney Suriye’deki Dürzi topluluklarıyla çok boyutlu bir ilişki tesis etmiştir. Aman (Askeri İstihbarat), Mossad ve Unit 504 gibi istihbarat birimleri aracılığıyla, Tel Aviv:
• Dürzi milis gruplarına doğrudan askeri ekipman ve iletişim desteği sağlamıştır.
• İsrail sınırına yakın bölgelerde yaşayan bazı Dürzi liderler Tel Aviv’de ağırlanarak, ortak güvenlik koordinasyonuna dahil edilmiştir.
• Kuneytra çevresine yerleştirilen ileri teknolojik gözlem sistemleriyle İran ve Hizbullah bağlantılı hareketlilik izlenmeye başlanmıştır.
Bu müdahaleler, İsrail’in yalnızca sınır güvenliği değil, aynı zamanda sınır ötesi “tampon alan inşası” çabasının bir parçasıdır.
2. Sosyal Yardım ve Kültürel Entegrasyon Politikaları: Askeri müdahalelerin yanı sıra, İsrail, Dürzi topluluklar içinde meşruiyetini artırmak için çeşitli sosyal yardım faaliyetlerine de hız vermiştir:
• Süveyda ve çevresine yönelik tıbbi malzeme ve temel ihtiyaç desteği gönderilmiştir.
• Dürzi gençlerine yönelik eğitim bursları ve yurtdışı programları organize edilmiştir.
• Tel Aviv merkezli medya kanalları aracılığıyla “Araplardan farklı, İsrail yanlısı Dürzilik” anlatısı teşvik edilmiştir.
Bu politika, uzun vadeli bir toplumsal mühendislik hedefi taşımakta; Dürzilerin Arap kimliğiyle bağını zayıflatmak ve yeni bir mezhepsel-siyasi aidiyet üretmek istemektedir.
Dürziler ile Bedevi Araplar Arasındaki Çatışma Dinamikleri
1. Etnik ve Sosyopolitik Ayrışma: Dürziler ve Sünni Arap Bedeviler, tarihsel olarak farklı yaşam biçimlerine, inanç sistemlerine ve sosyal örgütlenmelere sahiptir. 2020’li yıllarda bu farklar daha da keskinleşmiştir:
• Dürziler dağlık bölgelerde, içe kapalı topluluklar hâlinde yaşarken; Bedeviler daha çok göçebe hayat tarzını sürdürmektedir.
• Bedevi aşiretler, çoğunlukla Körfez ülkeleriyle ilişkilidir ve Sünni mezhep aidiyetine dayanır.
• Dürziler rejimle pragmatik ilişkiler geliştirirken, İsrail’le de koordinasyon hâlindedir.
2. 2025 Çatışmaları ve İsrail’in Etkisi: 2025’in ilk yarısında Süveyda kırsalında başlayan Dürzi-Bedevi çatışmaları, zamanla genişlemiş ve yerleşim yerlerine sıçramıştır:
• Salkhad, Shahba ve Qanawat gibi yerlerde yoğun silahlı çatışmalar yaşanmış, çok sayıda sivil yerinden edilmiştir.
• İsrail, Dürzilere sağladığı hava gözetimi ve drone desteğiyle çatışmalarda dengeyi değiştirmiştir.
• Çatışmalar sırasında bazı Bedevi aşiret liderlerinin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile bağlantıları gündeme gelmiş, bu durum İsrail-BAE ilişkilerinde gerilime neden olmuştur.
3. Vekâlet Savaşının Mikro Formu: Bu çatışmalar, yalnızca bir etnik gerilim değil, aynı zamanda çok katmanlı bir vekâlet savaşının mikro düzeydeki tezahürüdür. Dürziler, İsrail desteğiyle Şii bloğa karşı konumlandırılırken; Bedeviler, Sünni Körfez bloğunun dolaylı uzantısı hâline gelmiştir.
Bölgesel ve Uluslararası Tepkiler
Suriye Rejimi: Şam, İsrail’in Dürzilerle kurduğu ilişkileri “ülke bütünlüğüne tehdit” olarak tanımlasa da, sahada kontrol gücü sınırlı kaldığı için tepkileri de daha ziyade sembolik olmuştur.
ABD ve Avrupa: İsrail’in bu müdahalelerini “İran karşıtı savunma hattı” olarak yorumlamış ve buna sessiz destek vermiştir.
BAE ve Suudi Arabistan: Bedevi aşiretlerin baskı altında kalmasından duydukları rahatsızlığı diplomatik yollardan dile getirmiş ve İsrail’in mezhebi siyaset uyguladığını öne sürmüştür.
Sonuç: Azınlık Üzerinden Jeopolitik Kurgular
İsrail’in 2025 itibarıyla Suriye’deki Dürziler üzerinden yürüttüğü politikalar, klasik devletlerarası çatışmaların ötesinde, etnik-mezhepsel fay hatları üzerinden inşa edilen yeni bir jeopolitik düzeni temsil etmektedir. Dürzilerle kurulan ittifak, İsrail için hem sınır güvenliği, hem de İran etkisini kırma noktasında stratejik avantaj sağlarken; Bedevi topluluklarla yaşanan çatışmalar, bu stratejiyi hızlandıran katalizör işlevi görmüştür.
Ancak bu yaklaşımın uzun vadeli barış ve istikrar açısından ne denli kırılgan temellere dayandığı da açıktır. Etnik grupların jeopolitik hesaplarda araçsallaştırılması, sadece kısa vadeli kazanımlar üretmekte; toplumsal barışı, mezhebi dengeleri ve bölgesel uyumu derinlemesine tehdit etmektedir. İsrail’in bu stratejisi başarılı olsa bile, ardında yeni çatışma alanları, kimlik krizleri ve insani trajediler bırakacağı gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Oğuzhan MANİOĞLU
