TESPİTLER ( 9 / 01 )
EN ACI GURBET!...
Merhum, Bestekâr, Yıldırım Gürses’in bir şarmısı vardı;
“ Gurbet o kaedar acı ki ne varsa içimde
Hepsi b.ana yabancı hepsi başka biçimde.
Ne bir arzum ne emelim, yaralanmış bir elim.
Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde...”
Gurbetlerin en acısı, İstanbul’a duyulan gurbettir.Hele çocukluğu, gençliği İstanbul’da geçmiş,İstanbul’da evlenmiş, İstanbul’da Evlâd sahibi olmuş, İstanbul’da mekân sahibi olmluş, iş kurmuş, işler kurmuş birisi için, bu gurbet, İstanbul Gurbeti çok daha acı oluyor.Ramazan ayı öncesi,” Tebdil-i Mekân’da ferahlık vardır,” diyerek, Beylerin Şehri, Şehir’lerin Bey’i, Anadolu Selçuklu Devletimizin yazlık Başkenti, Eşrefoğlu Beyliği’nin Başkenti, Kadim Şehir Beyşehir’e gittik.Ebâ-U Ecdat, Ümmihat-ı Ceddât, ihvan ve ehavât’ın kabirlerini ziyaret ettik. Akraba ve ta’allukat ile hasret giderdik Ramazan ayı boyunca Beyşehir Camii’lerinde va’az-u nasîhat imkanı bulduk. İstanbul Gurbeti ağır basmaya başlayınca da, Aziz İstanbul’a döndük...
17 Mayıs 2023 Çarşamba günü, ilk olarak, Karacaahmedsultan Kabristanlığında, medfun, Ma’neviyyat Sultanı, Sahibizaman, Mürşid-i Kâmil ve Mükemmil, Medâr Mürşid ve Müceddid, eş-Şeyh, Ebu’l –Fâruk, Süleyman Hilmi Silistrevî, el- Ma’ruf, bi’TUNAHAN,(k.s.) Efendi Hazret’lerini ziyaret ettim.
Efendi Hazret’leri, “ Dünyevî ve Zahirî tasarruf yıllarında, Tecdid faaliyyetim’de amansız bir şekilde mücadele ettiğim, küfr’ün merkezi,İttihad ve Terakkî bakiyesi, Tek Parti, Mütegallibe, C.H.P.’ye, Benim Evlâd’ımdan, benim talebe’mden ve benim müntesiplerinden hiçbir kimse rey vermemiştir- veremez.Ancak, Benim adımı kullanarak, benim, Evlâd’ımdan, benim müntesiplerinden olduklarını iddia eden, kimi dâl ve mudîl kimseler, küfre rıza göstermişler, hattâ, küfre destek vermişlerdir. Ruhlar aleminde bu tavır bile beni ziyadesiyle üzmüştür. Üveysî Mürşidim,İmam-ı Rabbânî, Müceddid-i Elf-i Sânî Ahmd-ü EL-fâruk es- Sirhindi, (k.s.) Efendi Hazret’leri, “ Süleyman Efendi oğlum, Sen hiç üzülme,Senin evladından, talebe ve müntesiplerinden hiçbir kimse, küfre rıza göstermedi, küfre destek vermedi, C.H.P.’ye rey vermedi. Rey verenler ise, asla ve kat’â, Senin evladından olamazlar, zaten de değiller.buyurdu.”
Karacaahmed’den Üsküdar’a inerken. Doğancılar’da medfun, Merhum, Kadir Mısıroğlu’nu selamladım.Dünya hayatında Salabet-i Diniyyesiyle ma’ruf, Kadir Ağabey’in ruhu ısyanlarda idi. Hazreti Üstaz’ımız buyurmuşlardı ki,” âlemi Dünya’da, sert mizaç’lı, Salâbet-i Diniyye sahip’lerinin, ruhları da, ruhlar aleminde aynı sertd mizaçlı olur. Hayat-ı Dünya’da, mûnis, yumuşak olanların ruhları da, alemi envahta mûnis ve yumuşak olur,” Kadir Ağabey’in ruhu, Dünya Hayatım boyunca, Kemalizm, Kemalistlerle mücadele ettim. Tâgut, Ahbes, Kemaleizm adını verdiği beşerî, hâşâ! bir din kurdu.Ba’zı Kemalist’lere göre, Mustafa Kemal İlah, ba’zılarına göre yarı ilah, diğer ba’zılarına göjre de Türk Peygamberi. Yüce İslâm Dini’nin imanın altı şartına muadil, altı ok,altı ilke.. Temel inanç esası da laiklik... Müslüman olduğunu iddia eden kimileri, ne yazık, Kemalizm dinini benimsemiş, Kemalizm’in siyâsî örgütü, C.H.P.’ ye rey vermiştir.Benim ruhum adına bütün bunların yüzüne tükürün, Yuh olsun bütün bunların ham Ervahına!.. Aziz Mahmud-u Hüdayi Hazretlerini de selâmladıktan sonra, Üsküdar’a indim. Üsküdar’dan Eminönü’ne vapurla geçtim.Vapur Eminönü’ne yaklaştığında, Karşıma, sağ tarafta, Erciyes Dağı, sol tarafta Ağrı Dağı çıktı.Sağ tarafta, Cihan Mi’marı, Koca Sinanın tarafından Yedi Tepeli, İstanbul’un 4. Tepesi üzerine, yerinden koparıp getirdiği ve adına Süleymaniye Camii diye kondurduğu, Erciyes Dağı,Sol tarafta, Koca Mi’mar Sinan torunları, Türk Mühendisleri tarafından inşa edilen,T.C.G, Anadolu adını verdikleri, Ağrı Dağı... Ağrı Dağı, Sarayburnu’na yanaştırılmış, o kadar yüce ki,üstünden ancak, Topkapı Saray’ının Adalet Kulesiyle, Ayasofya-i Kebir Camii’nin Minarelerinien alemleri görülüyor. Restorasyonu tamamlanan, Yeni Camii’de Tahiyyetü’l-Mescid kıldım.Camii’n bütün gizli güzellikleri ortaya çıkarılmış, Kubbealtı beyaz- Turkaz,diğer bütün zemin Bordo Halı duvarlardaki mavi çinilerle tam bir uyum içinde, Cennet Bahçelerinhden bir bahçe...Sırasıyla, İstanbul’un, Aziz Milletimizin Medâr-ı İftiharı, Hazreti Ebû Eyyüp el- Ensarî Hazret’lerini ve Ebü’l-Fethi ve’l- Megâzî Hazretlerini ziyaret ettikten sonra, Zeyrek Külliyesiene gittim.Burada, Tokadî Mehmed Efendi’yi ve Sultan Beyazıd, Sultan Yavuz Selim ve Kanûnî Sultan Süleyman devirlerinde, Müftî’yi Benan, Müftî’yi alem olan, Zembilli Ali Cemâlî Efendi Hazret’lerinin Türbesini ziyaretten sonra, İkindi namazını Zeyrek Camii’nde kıldım.Burası,Haliç’e, Pera’ya, Üsküdar’a, Boğaz’a hakim bir tepe üzerinde tam bir külliyye... Fetih’den sonra, İlk Medrese, Ayasofya- Kebir civarında, ikinci medrese, Kiliseden tahvil edilen Zeyrek Camii civarında açılmıştı.
Zeyrek Camii ile, Zembilli Ali Cemâlî Efendi’nin Türbesi arasında bulunan, “ İlim ve Hikmet Vakfı’mıza,” geçtim. Burada, Vakıf İdarecimiz, Akademisyen, Muhterem Hoca’mız, Şaban Öztürk, Osmanlı Arşivleri Uzmanlarından, Muhterem Kardeşimiz, Ni’metüllah Demir Kardeşimiz ve diğer Kardeşlerimizle buluştum. Bir müddet sohbetten sonra, Akşam Namazını eda ettik. Namazdan sonra, Çarşamba Gecesi olması hasabiyle, Hatm-i Hâcegân-i Nakşî’yi Yaptık. Yatsı namazını da cemaatle eda ettikten sonra, ma’nevî semeresi bol bereketli bir günümüzü geride bırakarak, huzur içinde Evimize döndük...
Tarihimizin Şeref Levhalarından birisi, Dünya’nın dörtte üçüne hükm’eden Cihan Padişahı,”Dünya bir hükümdar için biraz fazla ama, iki hükümdar içinse azdır,”diyen Yavuz Selim Han’ın varisi, Kanûnî Sultan Süleyman Han, diğeri,Sultan Bayezid, Sultan Yavuz Selim Han ve Sultan Süleyman zamanında Müftî’yi Benan, Müftî’yi alem, Zembilli Ali Cemâlî Efendi. Her ikisi de zekavetin zirvesinde...Topkapı Saray’ının Bahçesindeki meyve ağaçlarını karıncalar zarmış, isti’la etmiş, Padişah’a çare olarak, ağaçların kireçlenmesi ve karıncaların ist’la ettiği dalların kesilmesi tavsiye edilmiş, bunun üzerine, Padişah Kanûnî zekâvetini konuşturmuş,
“Dırahti ger sarmış olsa karınca ( Karınca meyve ağaçlarını sarınca)
Zararı var mı o dalı kırınca. ( diye sormuş) Zenbilli Ali Cemâlî Efendi şöyle cevap vermiş.. “ Yarın Hakkın divanına varınca,
Süleymandan hakkını alır Karınca...
